Türkiye’de bayanlarda yüzde 27-30, erkeklerde ise yüzde 12-15 arasında görülen şişmanlığın üstesinden diyet ve doktor kontrolü altında gelinebilir. Şişmanlık birçok hastalığa neden olduğu gibi kendisi de bir hastalıktır. Özellikle son yıllarda çocuklarda yanlış beslenmeden kaynaklanan şişmanlığa rastlanmaktadır. Bilinçli bir şekilde şişmanlıktan kurtulmanın çareleri aranmalıdır. Vücudun yağ dengesinde oluşan bozulmalar yaşam kalitesini bozmaktadır. Bunun yanı sıra birlikte görülen hastalıklar nedeniyle erken yaşta ölümlerin söz konusu olmaktadır. Fiziksel ve estetik görünüm bozukluğu dolayısıyla başarısızlık, ortama uyamama gibi sorunları da beraberinde getirmekte, hatta psikolojik rahatsızlıklara bile neden olabilmektedir. Ayrıca kilo artışı ile birlikte kolon, rectum, prostat kanserlerinde ve bunlardan ölümde de bir paralel artış söz konusudur. Kilolu hanımlarda sık görülen siklus bozuklukları polikistik over sendromu ve kısırlık gibi problemlere de genellikle şişmanlık eşlik etmektedir.

 AZ SU İÇMEK VÜCUTTA YAĞ DEPOLANMASINA YOL AÇIYOR

Günlük alınan su miktarı azaldıkça vücutta depolanan yağ miktarı artar. Az su içildiğinde, vücut kendinde bulunan suyu tutmaya çalışır. Su yediklerimizin sindirilmesi ve emilmesi için gereklidir. Kabızlığın bir nedeni de az su içilmesidir. Kabızlık kilo artışını etkileyen bir bozukluktur. Yüksek yağ içerikli beslenme, besin tüketimini arttırmaktadır. Çayı, kahveyi şekerli içmek, çikolatalara, alkollü içeceklere hayır diyememek, kızartmalara bayılmak, hamur işlerini masadan eksik etmemek kilolara yeni kilolar eklemekten başka hiçbir işe yaramaz. Kısa sürede, hızlı bir şekilde verilen kilolar metabolizma hızının yavaşlamasına, yeme bozukluklarına, moral bozukluğuna ve başarısızlık duygusuna neden olmaktadır. Bu döngü tekrarladıkça zayıfl amaya çalışan kişilerin kalori gereksinmesi azalacak ve daha zor kilo verecektir. Verdiği kiloları korumakta zorlanacaktır. Sağıklı kilo kaybı ve verilen kilonun korunması için yeme alışkanlıklarımızda, fiziksel aktivite alışkanlıklarımızda kısacası yaşam tarzımızda doğru ve kalıcı değişiklikler yapmalıyız.

YAZ AYLARINDA BESLENMEYE DİKKAT

 Vücudun ihtiyaçlarını gerekli ölçüde, dengeli ve kaliteli besinlerle karşılanması sağlanmalıdır. Yaz aylarında yeterli ve dengeli beslenmeye daha çok önem verilmesi gerekmektedir. Bebek, çocuk, yaşlı, hamile kadınların ve kronik rahatsızlığı olan kişilerin fazla risk altında olduğu dönemdir. Yaz aylarında yanlış beslenme alışkanlıklarından kaynaklanabilecek rahatsızlıklara imkan verilmemesi gerekmektedir. Kan şekerinde düzensizlik oluşmaması ve vücudun direncini desteklemek için ara öğünlerde meyve tüketimine önem vermeliyiz. Gıda zehirlenmeleri ve ishalden korunmak için açıkta satılan besinleri kesinlikle tüketmemek gerekir. Enerji ihtiyacımızı karşılamak için şekerli yiyecekler yerine meyve tercih edilmelidir. Vücudun sıvı ihtiyacını en iyi karşılayan içeceğin su olduğu vurgulayan Üney, özellikle yaz aylarında günde 2-2.5 litre su tüketilmesine ve artan ihtiyaca göre de su miktarının artırılmasına işaret etti.özendirilmiş reklamlarla bezenmiş obeziteyi tetikleyen besinler ve gelişen teknoloji ile hareketsizliğin artması, okul servisleri, uzaktan kumanda, bilgisayar neredeyse teknoloji sayesinde oturduğumuz yerden kalkamaz hale gelmemiz obeziteyi ciddi sorun haline getirmektedir. Yaşa ve fizik kondüsyon düzeyine uygun sporlar tercih edilmelidir. İnsan doğası gereği yaşamının her döneminde hareket halinde olmalıdır. Fiziksel aktivite ile kas tönüsünde ve kuvvetinde artış olur. Eklem hareket açıklıkları korunur. Kemik yapısı güçlenir ve osteoporoz önlenir. Bunların sonucunda kas iskelet sistemi ağrıları önlenebilir. Düzgün bir postür sağlanır. Akciğerlerin oksijenlenme düzeyi artar.