Tebrik Kartı denilince yıllar öncesine gidiyorum.
Çocukluğum gözlerimin önüne geliyor.
Deve Cengiz Ağabeyimin Postanenin önünde yılbaşlarında ,bayramlarda tebrik kartı sattığı günleri hatırlıyorum.
Sadece o mu? Hayır! O değil başka tebrik kartı tezgâhı kurmuş stant açmış gibi her yeri süslemiş kişileri de görüyorum.
Cengiz Ağabeyimin standı daha zengin çeşitleri daha çok, kitap kırtasiyeciler de tebrik kartı satıyorlar ama Cengiz Ağabeyimin çeşidine kavuşmalarına imkân yok…
Cengiz Ağabeyim her ne kadar para kazanmak amacıyla bu işi yapsa bile onda hobi olmuş….
Malatya’nın Türkiye’nin en güzel kartpostalları onda…
İnsan o kartpostallara bakarken Malatya’yı, Türkiye’yi dolaşıyor.
Cengiz İnci Ağabeyim, İleriki yıllarda Beden Eğitimi Öğretmeni, Milli Hakem, Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğü görevlerinde bulunarak Malatya ya büyük hizmetler yapmıştır.
Tebrik kartı saygı unsuru, tebrik kartı sevgi unsuru, tebrik kartı dostluk unsuru, tebrik kartı insanlar arasında iletişim bağlarını güçlendiren yegâne araç dersem yanlış olmaz.
Rahmetli Babam Bedir Bey, şık giyimine önem verdiği kadar dostluklarına da o derece önem verir. Her bayram her yılbaşı tebrik kartlarını göndermeyi ihmal etmezdi.
Bayramdan veya yılbaşından on gün önceden başlar her akşam eve geldiğinde lacivert mürekkepli dolma kalemi ile her ahbabına akrabasına dostuna nezaket dolu ifadelerin zikredildiği bir tebrik kartı yazar onlar tamamlanınca postaneye ya beni gönderir oğlum şunları gönder der. Veya kendi gönderirdi. 1950 yılında Çanakkale Eceabat’ta askerlik yapmıştı. Orada bölüğün yazıcılığını yapmış, Kazım Tuna isminde bir Albay’la çalışmış, öyle bir dostluk oluşmuş ki, Kazım Tuna hiçbir zaman unutulmamış, her bayram her yılbaşında hatırlanmış…
Daha kimleri sayayım ki benzeri çok dostluklar edinmiş, onları ihmal etmemiş, her bayram her yılbaşı hatırlamış tebrik kartlarını göndermiş ve karşılığı gelmiş dostluklar devam etmiş… Babamın 1973 de vefatından sonra o dostlarından taziye mektupları geldi. Kimileri de tebrik kartı göndermişti. Tebrik kartlarına cevap verirken babamın vefatını belirttim. Üzüntülerini bildirdiler. Babamın dostlarının bir kısmı ile bağımı yıllarca koparmadım. Onlar vefat edince bağlar koptu.
1980 li yılların ortaları, bir Pazar günü sabah 9.00 suları evimizin kapısı çaldı.
Karşımda orta yaşı biraz geçmiş bir kişi.
Kendini tanıtmadan ben dedim ki siz babamın komutanı Kazım Tuna’sınız…
Evet! Nereden tandınız nerden bildiniz?
Babamla olan fotoğraflarınızdan tanıdım.
İlk defa görüyordum. Babam vefat ettikten sonra da Albay Kazım Tuna ya tebrik kartlarını göndermiş bağımı koparmamıştım. Malatyaspor’un bir maçına gözlemci olarak gelmiş, Çarşıya inmiş, Akpınar da babamı tanıyan birkaç kişiye soruna biri tanımış almış bizim evimize getirmiş.
Kazım Tuna, bana kartını verdi. Her ne kadar adresi bende olsa da Ankara da Hoşdere Caddesinde oturuyordu. Ankara ya gittiğimde birkaç defa uğramıştım… Allah rahmet eylesin…
Bakın bir tebrik kartının gücüne yıllarca insanlar arasında bağı sağlıyor ahde vefayı güçlendiriyor dostlukları zenginleştiriyor.
1982 de Malatya Gazi Lisesine Matematik Öğretmeni olarak atanmıştım.
Daha önce çalıştığım Elbistan Şeker Fabrikasında da, Malatya Şeker Fabrikasında da memuriyetim gereği tebrik kartı atmayı ihmal etmemiştim.
Tebrik kartı bende sorumluk arz ederdi.
Malatya Gazi lisesinde ilk yıllarımda bir bayramda bir yılbaşında en az 220-230 adet tebrik kartı gönderirdim.
Okulumuzda 60 dan fazla öğretmen vardı.
Postacının bana getirdiği kartlar okuldaki mevcut öğretmen sayısı kadar olurdu. 
Bir günde şahsıma 60 tane tebrik kartı geldiğini biliyorum…
 Biraz kıskanmalara neden olurdu… Bende göndereceksiniz ki gelsin diyordum… 
Çok güzel duygulardı. Tebrik kartlarına ayırdığınız zaman, gelen tebrik kartları karşılığında gözünüze gelmiyordu.
 Şimdi mesajlarla bayramları yılbaşlarını kutluyor. 
Zenginliğimiz çok ama eski nezaketimiz azalmış gibi…
Yeni yılınızı en içten dileklerimle kutluyor sevgiler saygılar sunuyor her şeyin gönlünüzce olmasını diliyorum. 
Saygılarımlar