Eskiden erkekler savaşa giderken geride kalan kadınlar, analar, eşler, nişanlı kızlar, yavuklular yıllarca gözyaşı dökerek yol gözlerdi. Savaşa gidenlerin nerede olduğu bilinmez, yıllarca haber alınmadığı olurdu. Aylarca, yıllarca iki satır mektup gelsin de gönül ferahlasın diye umut beslenirdi. Gelmeyince, gözyaşları sel olur akar akardı... 
Kadınlar, kızlar o denli gözyaşı dökerdi ki, sonunda yaş tükenir, gözleri ağrır, kanlanır, hatta kimileri kör olurdu!
Kendi aralarında dertleşirken, “benim kocam”, “nişanlım” ya da “sevdiğim” demezler; erkeklerden göz ağrısı diye söz ederlerdi.
“Aylar oldu gideli, benim göz ağrısından bir haber yok...” denirdi sözgelimi.
KAŞAR
Sözcüğün kökeni konusunda kaynaklar değişiklik gösteriyor: Rumca ve İbranice. Sözcük anlamı, olmuş, olgunlaşmış, yenilecek duruma gelmiş.
“Kaşerde”: Museviliğe göre yenilmesinde sakınca bulunmayan. Söylence odur ki, kaşarı ilk kez, Selanikli bir Yahudi kızı yapmış, lezzetli olduğu için haham yenilmesine izin vermiş. Bir sava göre, Türkler kaşar peyniri yapmasını Anadolu’da öğrenmişlerdir. 
Kaşar, tekerlek biçimli, yağlı ve sert bir peynir türüdür. Bir kilo kaşar peyniri elde etmek için, yaklaşık altı kilo süt kullanılır. On kilo süt için bir gram maya kullanmak yeterlidir. Kaynatılmış süt otuz derecenin üstünde bir sıcaklıktayken maya atılır. Özel kalıplar içinde rengi sararıncaya dek bekletilir. 
Türkiye’de Edirne ve Kars yörelerinin kaşarı ünlüdür. Bir de Tonya kaşarı vardır ki, bu peynir ötekilerden daha küçüktür. Üretilen kaşar ya taze olarak satışa sunulur; ya da bekletilip olgunlaşması sağlanır ki buna “eski kaşar” denir. Olgunlaştırılan kaşarın dışı sertleşir ve küflenir. Bir peynir ustasına göre kaşarın niteliği, sütün hilesiz olması ve sağıldıktan sonra en geç bir iki saat içinde kaynayacağı kazana konulmuş olmasına bağlıdır. 
Kaşar tekerinin en lezzetli bölümüyse göbeğidir.
Koyun sütünden yapılan kaşar daha yağlı ve daha lezzetli olur. Ancak günümüzde yaygın biçimde inek sütüyle kaşar yapılmaktadır. 
Piyasada daha ucuz fiyata satılan kaşarın gerçek kaşar olduğu kuşkuludur. Mat, beyaz görünümlü “sahte” kaşar, patates ve süttozu kullanılarak yapılır. 
Dilimizdeki “kaşarlanmak” sözcüğüyse, kötü bir alışkanlıkta duyarsız hale gelmek anlamındadır.