Harp Akademisi’ndeki “gerilla” dersinden tam on yedi yıl sonraydı. 1919 yılı Mayıs ayının 14. akşamı... Nişantaşı’nda, Sadrazam Damat Ferit’in konağında akşam yemeğine çağrılıydı Mustafa Kemal Paşa. Ev sahibi Sadrazam Damat Ferit, yemeğe birini daha çağırmıştı: Ancak onun kim olduğunu, Mustafa Kemal’e açıklamıyor, yalnızca arada bir saate bakıyor; “Nerde kaldı?” diye söyleniyordu.
Biraz sonra ikinci konuk da geldi. Bu, Çanakkale gazilerinden Cevat Çobanlı Paşa’ydı.
İkinci konuk da gelince, yemeğe geçildi. Sofrada pek konuşulmadı; çatal bıçak gürültüsünden öte bir ses çıkmıyordu. 
Yemekten sonra, Damat Ferit konuklarını başka bir odaya aldı. Odanın ortasında bir masa vardı. Sadrazam’ın buyruğuyla masanın üzerine bir harita getirilip serildi. 
Masanın bir yanında Sadrazam Paşa, öte yanında Mustafa Kemal ile Cevat Çobanlı duruyordu.
Damat Ferit sordu: “Samsun havalisindeki gerilla faaliyetini bastıracakmışsınız. Hangi alanda faaliyet gösterecekseniz, bana izah eder misiniz?
Mustafa Kemal, Sadrazam Damat Ferit’in ülke coğrafyasını iyi bilmediğini anlamıştı. Elini Samsun ve havalisi üzerine rastgele koyarak konuştu.
“İngiliz raporlarında, bu işin biraz abartıldığını düşünüyorum Paşa Hazretleri. Oraya gidip tetkik etmeden kesin bir şey söyleyemem.”
Damat Ferit, o akşam bilirkişilik yapsın diye konağa çağırdığı Cevat Çobanlı Paşa’ya sordu bu kez:
“Sen ne diyorsun Paşa?”
Cevat Çobanlı, Mustafa Kemal’i destekler mahiyette konuştu.
“Bu gibi şeyler yerinde tetkik edilmelidir.”
O akşam Mustafa Kemal, Damat Ferit’in kuşkularını gidermeye çalıştı ama, herhangi bir açıklama da yapmamıştı.
Sadrazam’ın konağından çıktıklarında, iki Paşa Teşvikiye’ye doğru kol kola yürürlerken Cevat Çobanlı sordu:
“Kemal, bir şey mi yapacaksın?”
“Evet, Paşam!” dedi Mustafa Kemal. “Bir şey yapacağım.”
“Allah muvaffak eylesin!”
General Cevat Çobanlı, daha sonra Mustafa Kemal’in başlattığı Kurtuluş Savaşı’nda görev alacak, Cumhuriyet’in ilanında da yanında bulunacaktı.