Yıllardır Tekirdağ’a gelip Şarköy’e kadar gider gelirim.

Tekirdağ yaklaşık 6.000 yıllık bir yerleşime sahiptir. Bereketli toprakları ve Anadolu ile Balkanlar arasındaki konumu dolayısıyla tarih içinde muhtelif kültürlerin ve kavimlerin egemenliği altında kalmıştır.

Bir yanınız deniz diğer tarafınız uzanıp giden ay çiçek tarlaları. Dümdüz bir ova. Toprakta bir taş bulamazsınız, son derece verimli topraklar.

Türkiye Cumhuriyetini kuran Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk Cumhurbaşkanı olunca Başbakanlık görevini Malatyalı İsmet İnönü’nün üstlendiği yıllarda, Malatya’nın yönetici ve o dönemin esnaf ve iş insanlarından, ağalarından, beylerinden oluşan bir heyet Ankara’ya İsmet Paşa’ya hayırlı olsun ziyaretine gider, Başbakanlık konutuna varırlar.

Malatya’da ne var ne yok sohbetinin ardından Paşa heyete ne yaptıklarını sorar ve bir öneride bulunur:

-Trakya’da çok verimli topraklar var, gitmek isterseniz sizi oraya göndereyim, toprak verelim ekiniz biçiniz, tarım ürünleri üretimine ihtiyacımız var. Trakya’da size göre çok güzel yerler var.

Malatya heyeti dinler, pek ses çıkaran olmaz. Paşa’nın bu teklifine bir anlam veremezler ama ses de vermezler. Topluca dışarı çıktıklarında, İsmet Paşa’nın teklifinden hoşnut olmayanlar “Paşa’ya bak taa Malatya’dan geliyoruz, o bizi yine cepheye sürüyor” diye de tepki verirler.

O görüşmeden sonra birkaç Malatyalının Trakya’ya gidip yerleştiği söylenir. Ama teklif genelde kabul görmez.

Yaklaşık 90 yıl önce İsmet Paşa’nın Malatyalıları yerleştirmek istediği Trakya ovasını oluşturan Tekirdağ’ın ilçelerini geziyoruz.

Tekirdağ’ın birikimli, planlı, donanımlı, mütevazi Malatya eski Sağlık Müdürü, Tekirdağ Halk Sağlığı Başkanı Dr. Hacı Bayram Zengin’le çıktık yola. İstikamet Çerkezköy.

Adını çok duyduğum Çerkezköy Türkiye'nin en büyük ve en köklü sanayi bölgesine sahip. 300’den fazla kurulu tesislerde 80 bin kişi çalışıyor. Anahtar’da marka olan Kale Kilit Fabrikasında 15 bin kişinin çalıştığını öğreniyoruz. Halıcılıkta marka olan hemşerimiz Nalbant ailesinin Nurtex Firması hakkındaki bilgiler bizi gururlandırıyor. Öznur Kablo gibi çok sayıda Malatyalı işadamının fabrikaları ile övünüyoruz. Dünyaya ihracat yapan firmalar da Çerkezköy’ü tercih etmişler.

Fabrika önlerinde yer alan tabelaların üzerinde “Vasıflı ve Vasıfsız Elemanlar Alınacaktır” yazıyor. Burada da kalifiye eleman sıkıntısı tabelalara kadar yansımış durumda. Çerkezköy tamamen bir Sanayi kenti olmuş, Nüfusu 200 bine dayanmış. İnsanların doydukları yer memleketleri olmuş. Çalışmak isteyenler soluğu Çerkezköy’de alıyor.

Çerkezköy’den Kapaklı’ya doğru gidiyoruz Sanayi tesislerinin bulunduğu Organize Sanayi bölgesi Kapaklı’yı da kapsamış. Yaklaşık 300 firma Kapaklı da üretim yapıyor,  yeni ilçe olan Kapaklı’nın nüfusu da 150 bine dayanmış durumda.

 SARAY’DA MALATYALI BAŞHEKİM…

Kapaklı’yı geçip Trakya'nın longoz ormanlarının bulunduğu, doğal güzellikleri ile bütünleşen ilçesi Saray’a varıyoruz.

Osmanlılar döneminde iki başkenti Edirne'yi İstanbul'a bağlayan yol üzerinde yer alan 50 bin nüfuslu Saray ilçesinde Malatyalı bir Başhekim görev yapıyor.

Adı Gökhan Özdemir. Malatya Halinin müdavimi Sıddık Özdemir’in yeğeni. İlk görev yeri Malatya-Yazıhan, oradan Aksaray’a atanmış, Şimdi de Saray ilçesi Devlet Hastanesini yönetiyor. Göreve gelir gelmez de Malatyalı olduğunu göstermiş, Saray Devlet Hastanesinin çevresinden başlayarak düzenlemiş, ışıklandırmış, Kalorifer tesisatını, klimaları çalışır hale getirmiş. 75 Yataklı hastanede eşiyle birlikte Saray ilçesine sağlık hizmeti veriyor.

Sanayi bölgesi Çerkezköy ve Kapaklı’dan geçip yemyeşil Saray ilçesine gelmiştik. Doğa muhteşem, Başhekim asla bırakmam dedi. Buraya kadar geldiğinize göre Kıyıköy’ü mutlaka görmelisiniz dedi ve birlikte yola çıktık. Marmara’ya bakan Tekirdağ’dan bu kez Karadeniz kıyısında yer alan Kıyıköy’e doğru yol aldık.

Abant’a gider gibi Ormanların arasındaki asfalt yolda ilerleyip kısa sürede vardık Kıyıköy’e. Kıyıköy, Kırklareli ili sınırları içinde ve Vize ilçesine bağlı bir sahil kasabası. 1986'da belediye statüsü alarak beldeye dönüşmüş, toplam nüfusu 2 bin. Bir yanda Karadeniz, diğer yerde longoz ormanları.

Bayram Aydemir’in Kıyıköy’ün girişindeki mekanına konuk oluyoruz. Rahmetli Turgut Özal döneminden başlayarak devam eden Belediye Başkanı olma mücadelesini dinlerken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanı iken İstanbul’un su ihtiyacını karşılamak için Kıyıköy’de bulunan Kazandere Barajından suyu nasıl İstanbul’a götürdüğünü öğreniyoruz. Türk Akımı adlı Rusya'dan Türkiye'ye Karadeniz altından aktarılması planlanan doğalgaz boru hattı projesinin kıyıya çıkışı da Kıyıköydenmiş.

Bayram Aydemir buna rağmen dert yanıyor:

-Kıyıköyden İstanbul’a su gönderiyoruz ama biz hala 1987 yılında döşenen asbestli borulardan su içiyoruz. Şebekemiz yenilenmedi. Kıyıköy tarihi varlıklarına ve bir turizm beldesi olmasına rağmen hak ettiği hizmetlere ulaşamadı.

Pabuçdere ve Kazandere Kıyıköy de Karadenize karışıyor. Derelerin bulundukları yerlerde kart postallık görüntüler var. Derelerin denizle buluştuğu yerlerde kamp alanları, sandal turları göze çarpıyor. Sarp kayaları döven Karadeniz dalgalarının ulaşamadığı beyaz kumdan oluşan sahili de Kıyıköy’e gelenlere denize girme imkanı sağlıyor.

Kıyıköy gerçektende görülmeye değer.

Tekirdağ’daki gurur duyduğumuz hemşerimiz Dr. Hacı Bayram Zengin’le birlikte Tekirdağ’ın görmediğimiz ilçelerini gitmiş, Saray ilçesinin Başhekimi Gökhan Özdemir’le tanışmış, doğa harikası Kıyıköy ziyaretiyle de günü tamamlamıştık.