Tevfi k Fikret’in yaşadığı yıllarda (Osmanlı batıyordu!) kimi yöneticiler, ülke kaynaklarını kendi çıkarları uğruna sömürüyor, hatta yağmalıyordu! Bu yağmayı gören Tevfi k Fikret, 1912 yılında “Han-ı Yağma” (Yağma Sofrası) adlı ünlü şiirini yazarak bu durumu eleştirdi. Şiirin günümüz Türkçesiyle söylenişini sunuyoruz. Şiiri merhum üstat Sait Maden günümüz Türkçesine uyarlamıştır. Üstat, şiirini sanki bugünlere bakarak yazmış sanırsınız. YAĞMA SOFRASI Bu memleket, efendiler, satılmak üzere tam hazır; Huzurunuzda titreyen şu milletin sapır sapır, Şu ıstıraplı milletin -ki ölmede ağır ağırBütün hayatıdır, satın çekinmeden şakır şakır. Satın efendiler satın, bütün bu memleket sizin, Haraç mezat satın hemen, gerekmiyor izin mizin. Evet bütün sizin ne varsa ortalıkta, vay ki vay; Hasep, nesep, şeref, şataf, oyun, düğün, konak, saray, Bütün sizin efendiler, bu gök, deniz, bu yıldız, ay, Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay. Bu milletin malı deniz, yemezseniz domuzsunuz Kalın bir ense, şiş göbek, ne muhteşem olursunuz! Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar, Tıkanmanın övüncü var, iç etmenin kıvancı var; Bu memleket, bu sofra hep sizinle etti iftihar; Sizin bütün tekel mekel, sizin bütün dolar molar. Satın efendiler satın, vatan ilelebet sizin Apar topar satın hemen, gerekmiyor izin mizin. Verir zavallı memleket, verir bütün hayalini, Vücudunu, hayatını, ümidini, ayalini, Zeminini, semâsını, cenubunu, şimalini; Hemen satın, düşünmeyin haramını helâlini. Bu milletin malı deniz, yemezseniz domuzsunuz Kalın bir ense, şiş göbek, ne muhteşem olursunuz! Bu hortumun gelir sonu, kapıştırın giderayak, Yarın bakarsınız söner bugün çatırdayan ocak Bugün söğüşlemek kolay, hazır bütün köşe bucak Alıp satın, çalıp satın avuç avuç, kucak kucak! Satın efendiler satın, bütün bu memleket sizin Haraç mezat satın hemen, gerekmiyor izin mizin

OSMANLI YÖNETİMİNDE MATEMATİK AŞKI

Baron dö Tott (1733 - 1793) Macar kökenli bir Fransız subayıydi. Topçu mühendisi öğrenimi görmüştü. Baron de Tott’un amcası, Osmalı Devletine elçi olarak atanınca, o da amcasıyla birlikte İstanbul’a geldi. Görevi hem Türkçe öğrenmek, hem de Türkler hakkında bilgi toplamaktı. O sırada Osmanlı tahtında III. Mustafa bulunuyordu. Tott’un mühendislik bilgisinden yararlanmak üzere Osmanlı ordusunda uzman olarak görevlendirildi. Padişah, İstanbul’da bir matematik okulu açmasını ve bu okulu yönetmesini istedi ondan. Saray çevresinde görevli hocalar, Padişah’ın bu isteğine şiddetle karşı çıktı! Böyle bir görevi kendileri zaten yürütüyordu. Padişah, Tott’un yöneteceği matematik okuluna karşı çıkanların bir sınavdan geçirilmesine karar verdi. Böyle bir sınav için Tott’un yanına iki de gözlemci verilmişti. Sınava girme cesaretini gösteren hocalara, şöyle bir soru yöneltti Tott: “Bir üçgenin iç açılarının toplamı kaçtır?” Aralarında en cüretlisi yanıt verdi: “Üçgenine göre değişir!” Baron de Tott anılarında, artık bu yanıt karşısında, ısrarcı olmaktan vazgeçtiğini kaydediyor. Zamanımızdaki Osmanlı hayranlarının bilim ve sanat konularında neden bunca cehalet sergiledikleri daha iyi anlaşılıyor işte.