Türkülerimizin anası da bacısı da Malatya’dan. Haa bir de efendisi var ki  o’da Malatyalı.  Bu onur ve gurur bizi Malatyalı olarak elbette ki  mutlu etmektedir. Bu sıfatlar hemşerilerimize durduk yerde verilmemiştir. Onlar bu unvanları ziyadesiyle hak etmiş; türkülerimize, kültür ve sanat hayatımıza yıllarını vermişlerdir. Türkü ana ve ,türkülerin efendisini daha önceki yazılarımızda işlemiştik. Bu yazımızın konusu ise türkü bacı…

2003 yılında bir grup öğretmen arkadaşla Malatya Müzisyen Eğitimciler Sanat Derneğini (MESD) kurduğumuzda  amacımız  Malatya Musikisini araştırıp geliştirmek, sonraki kuşaklara aktarmak, Malatyalı sanatçılar adına panel, konser, anma ve ses yarışması düzenlemek  vardı. Bu bağlamda sanatçı hemşerilerimiz Fahri Kayahan, Sami Kasap, Zehra Bilir, Hakkı Coşkun, Necati Coşkun, Ufuk Erbaş, Bedri Karahan adına anma programları ve konserler düzenledik. Bunların yanı sıra, Malatya Türküleri, Arguvan Türküleri, Malatya Elazığ  Fırat’ın İki Yakası Dayanışma ve Dostluk Gecesi  Konseri, Polat Türküleri konser ve etkinliklerini de düzenlemiştik. Bu etkinliklerimizin tamamının videoları, görsel ve yazılı basın dokümanları arşivimizde mevcuttur. İşte sanatçılarımız adına düzenlediğimiz konserlerde sıra  hemşerimiz Belkıs Akkale’ye gelmişti. Gelmişti gelmesine de  o tarihe kadar Belkıs Akkale’yi  sadece televizyon, radyo, plak ve kasetlerden tanıyordum. Hiç diyaloğum olmamıştı . Konuyu  sanatçı hemşerimiz Selahattin Alpay’a  açtığımda “ben bir ön görüşme yapar sana dönerim“ demişti. Bir müddet sonra da dediği gibi dönüş yaptı ve Belkıs Akkale’nin  konuya sıcak baktığını belirtip irtibat kurmamızı sağladı.  O dönemlerde sanatçımızın çok yoğun yurt içi ve yurt dışı konser  ve programları vardı ama sağ olsun  o yoğunlukta da bize  zaman ayırıp  konuşmuş ve program  gününü  21 Mart 2007 olarak   kararlaştırmıştık. Aylar öncesinden  kararlaştırdığımız gün gelip çatmıştı. Tüm hazırlıklarımızı tamamlamış, sanatçımız ve eşinin uçak biletlerini dahi almıştık. Ancak   o  programın  üç gün öncesinde ilimizde Dünyada da yankı uyandıran  “Zirve Yayınevi Cinayeti “ olayı yaşanmış ; bu olayda Hristiyan içerikli kitap dağıtımı yapan Zirve Yayınevi’nde çalışan Alman uyruklu Tilmann Ekkehart Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel  boğazları kesilerek öldürülmüştü. Tüm Dünyanın  dikkati  İlimizde yaşanan bu menfur olayın üzerine yoğunlaşmışken  bu durum karşısında konseri  ya ertelememiz , ya da iptal etmemiz gerçeği ortaya çıkmıştı.   Görüşmeler neticesinde programı  yapma  kararı aldık ve program maalesef bu olayın gölgesinde  o zamanlar Battalgazi Belediye Başkanı olan şimdiki Büyükşehir Belediye Başkanımız Selahattin Gürkan ve kalabalık bir halk topluluğunun katılımıyla gerçekleştirildi. Bu anımızı sizinle paylaştıktan sonra

 

GELELİM  TÜRKÜLERİMİZİN

BACISI BELKIS AKKALENİN 

KISA HAYAT HİKAYESİNE

    

Bilirsiniz Anadolu’da türküler yakılır. Bu türküler çoğunlukla kırsal kesimin  yani kasabanın, köyün ya da mezranın sesidir. Bu seslerde de  genellikle  yoksulluk, gurbet, hasretlik, aşk ve, ölüm gibi  konular vardır. İşte Anadolu’muzun  Malatya ilinin  Pütürge  ilçesi, Keferdiz Kasabasında da (Şimdi ki  Doğanyol ilçemiz) Fatma ile Abdul Vahap  isminde birbirini seven iki genç  vardır. Evlenmelerinin önünde bir sürü engel olmasına rağmen sonunda   kavuşur ve muratlarına erer, evlenir ve İstanbul’a  giderler. Burada  aşklarının meyvesini alırlar ve Belkıs adını verdikleri bir kızları Dünya’ya gelir .Yıl 1954”tür.

Belkıs, türkülerimizi  söylemeye  7 yaşında başlar. Bazen aynanın karşısına geçer tarağını mikrofon eder, bazen de  evde bulduğu kap kacağı kucağına alır saz eder. İlkokul  sonrası 7 yıl kadar  Sâdi Yâver Ataman’dan Türk halk müziği dersi alır. Aynı dönemde bir süre müzisyen Adnan Ataman ile birlikte çalışır.

Sahneye 1974 yılında henüz 22 yaşındayken çıkan Belkıs Akkale, Ankara Radyosu’ndan Mustafa Geceyatmaz’ın dikkatini çekti ve bu kuruma davet edildi. Yaklaşık olarak 6 yıl kadar kurum dışı sanatçı olarak burada görev yaptı. 1980 yılında ise TRT’nin yaptığı sınavı geçerek yetişmiş sanatçı olarak kadroya alındı. 1982 yılında çıkardığı Dadey adlı albümle adını duyurmuş olan Belkıs Akkale, TRT’den ayrılarak bağımsız çalışmaya başladı.

1990 yılında Kültür Bakanlığı’nda “Devlet Solist Sanatçısı” olarak göreve başlayan Belkıs Akkale,  2006 yılında bu görevinden ayrılır. Şu ana kadar 22 albüm hazırlayan Belkıs Akkale ayrıca 9 sinema filmi çevirdi.Yurt içi ve yurt dışında birçok şenliğe katıldı.1994 yılına kadar çeşitli kurum ve kuruluşlardan “Yılın Sanatçısı” ödülünü aldı.

 Belkıs Akkale, “Türkü Bacı” olarak da tanınır. Bu unvan kendisine müzik otoritelerince verilmiştir. Ayrıca ülkemizde müzik alanının yapı taşlarından birisi olan “Müzik Yorumcuları Birliği’nde Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak görevini sürdürmektedir.  1976 yılından beri Sami Doğan Yılmaztürk ile evlidir. Malatya’mızın eniştesi olan Sami Doğan Yılmaztürk de  saz sanatçısı olarak nefesli sazlarda  oldukça yetenekli ve usta bir sanatçıdır . Çiftin Doğancan adında bir oğulları ve dünyalar tatlısı Doğa adında  bir de  torunları vardır.

Bu güzel aileye sağlık ve esenlik dileklerimizi iletip mutluluklar diliyoruz.