Toplumda fazla kilo, her yaşta pek çok bireyin sorunu haline geldi. Yaygın hata ise, hamur, pirinç, patates, şeker, beyaz un içeren gıda tüketimi. Yani sırf bu yiyecekler yüzünden kolay kilo alıyor, zor kilo veriyorsunuz değil mi? Bu yiyecekler sizi önce kısa süre için mutlu kılar. Sonra sizi olaylara daha mutsuz hale getirir. Bu diyabet davetçisi yiyeceklerin uzun süreli tüketiminin neden olduğu tahammülsüz davranışlarınız, çevrenizde dikkat çekmeye başlar. Halsiz, yorgunsunuzdur. Diyabete giden yoldaysanız (insülin direnci, reaktif hipoglisemi vb), silkelenip toparlanmanız için ilk adımı söylemek benden olsun: Yoğurttan başlayın. Yoğurt kan şekerini düzenleyerek insülin direnci ve diyabet riskini azaltır, Kan şekerindeki ani düşüşü engeller, tatlı ve hamur işlerine eğilimi emniyetli biçimde azaltır. İştah yatıştırır ve acıkmayı öteler. Yağlı bir yoğurt aynı zamanda CLA ve kalsiyum içeriği ile yağ yakıcıdır. İçtiğimiz kahve ve çayların kemik ve kaslara olumsuz etkisiyle savaşır. Daha eğlenceli ve daha da faydalı bir yoğurt için, 200 gr yani 1 kase yoğurda, 1 tepeleme çay kaşığı toz tarçın, 3 adet badem, 3 adet yer fıstığı ve 5 adet yaban mersini ekleyin. 200 kcallik bu karışım size lif, vitamin, mineral ve omega yağ asitleri desteği de sağlayacak. Öğleden sonra ara öğün olarak hazırlayabilirsiniz. Akşam yemeği sonrası atıştırmalarınızı bu tarif sayesinde daha güvenli hale getirebilirsiniz. Ayrıca iş yerinden çıkmadan önce saniyeler içinde hazırlayıp yiyebilirsiniz. Bu sayede akşam yemeğine daha kontrollü bir iştah düzeyi ile girebilir, hatta eve giderken trafikte daha sakin olabilirsiniz.

ÇOCUKLUKTA DİYABETE DİKKAT

Diyabeti teşhis edilen çocuğu, başlangıçtan itibaren uluslararası standartlarla belirlenen tedavi kriterlerince uygun tedavi ve takibi yapıldığında; olumsuzluklar en aza indirilip olası hastalıkların gelişmesi engellenebilir fakat, bir başka açıdan da sağlık standartlarının geliştirilmesi ve yaşam kalitesinin arttırılması hedefl endiğinde bu hastalığın iyileştirilmesinden ziyade toplumda görülme sıklığını azaltmak çok daha doğru bir hedef. Unutmayın ki; çocuğunuza sunduğunuz besinler rafine şeker ve glikoz oranları ile orantılı olarak onların yaşam boyu birlikte olacağı arkadaşlarını seçmesinde temeli oluşturacaktır. ABD’de ve Avrupa ülkelerinde 0-12 yaş aralığı, olguların sıkça başladığı yaş aralığı olarak bildirilmiştir. 0-12 yaş aralığında çocuklarınıza vereceğiniz sağlıklı yaşam alışkanlıkları şüphesiz onlara bırakacağınız en büyük miras. Sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırdığınız çocuğunuzun okul başarısı, özgüveni, hayat disiplini artacağı gibi obezitenin neden olduğu hastalıklardan arındırmış olacaksınız. Sağlıklı beslenmenin yanında “çocuğunuzun yaşına ve yapısına uygun spor ve düzenli uyku” önemli. Kahvaltı alışkanlığınız sadece Pazar günlerinde kalmasın! Beslenme alışkanlığı aynı zamanda öğrenilmiş bir davranış biçimidir ve çocuklar daha çok duyduklarını değil gördüklerini öğrenmeye eğilimlidir, bu sebepten kahvaltı yapan bir çocuksa istediğiniz; siz de onunla birlikte kahvaltı yapın! Gece uykuda tüketilen düşük glikojen depoları ile güne başlamak yerine depoyu fulleyip, “düşük enerjili ve yorgun bir güne hayır” deyin. Bir de, depoyu fulleyeyim derken, taşırmayın! Glikoz tüketimini en aza indirmek! Bilindiğinin aksine “şeker yediğinde sınavı daha iyi geçmeyecek çocuklarımızın” ; aşırı glikoz tüketimi istenmeyen insülin salınımına yol açması sebebi ile ilerleyen süreçte oluşturduğu hipoglisemik tablo; “asabiyet, uyuklama ve uyku hali, algıda odaklanamama, el-ayak titremeleri, mide bulantısı ve sık acıkma periyodları” ile karşımıza çıkıyor. Fazla insülin salınımına yol açan (hiperinsülinemi) “rafine gıda” lardan çocuklarınızı uzaklaştırın! Dondurularak, tatlandırılarak, renklendirilerek, ayrıştırılarak, katkı maddesi eklenerek, konserve edilerek yapısının dönüştürüldüğü gıdalar, bırakın onlar market rafl arında kalsın! Süpermarketlerde çocuk gezdirmeyi bırakmalı, yeşille-maviyle büyütmeli! Açlık ve iştah hormonlarının salınımını tetikleyen görsellerle dolu, kalabalık ve oksijenden zayıf süpermarketler yerine, dokulara yeterli oksijen ve besin taşınabilmesi, çocuğunuzun fiziksel gelişiminin yanında gelecekte ona sağlıkla atan bir kalp bırakmak adına düzenli olarak doğa sporları ve açık alan yürüyüşleri ona en büyük armağan olacaktır!