Behiç Kılıç’ın ölüm yıldönümü.

“Gazeteci Ordusu” yetiştiren efsane bir haber müdürüydü.

Onunla geçirilen 30 yıla yakın ömür bir film şeridi gibi geçiyor gözlerimin önünden…

***

Sene 1982. ‘Son Havadis’ gazetesinde birleşiyor yolumuz.

1985. Sabah Gazetesi’nin ilk kuruluş kadrosunda birlikteyiz.

1987. Günaydın Gazetesi’nin bir milyon tirajını aştığı dönemi birlikte yaşadık.

Bugün, Meydan, Akşam, Tercüman gibi gazetelerde uzun yıllar polis-adliye, savaş ve politika muhabirliği dönemlerimde hep o başımızdaydı…

***

Gazetecilikte bize daima doğruları öğreten oydu.

Hakkımızı savunmayı, namerde boyun eğmemeyi çoğumuz ondan öğrendik.

Mazlumun yanında, zalimin karşısında durmayı bize öğreten de oydu.

Kalemimizi kırmayı ama asla satmamayı öğütleyen de.

Annemiz ve babamızdan sonra bize ahlak ve avdet üzerine en çok ders veren hocamızdı.

Yetiştirdiği yüzlerce kişi bugün basın dünyasının tüm yayın kuruluşlarının önemli kademelerinde görev yapıyorlar.

İçlerinde kendi yayın gruplarını kurup basın sektörünün patronları arasına girenler bile var...

***

Binlerce anı tazelendi…

***

Aşağıda okuyacağınız satırları 23 Haziran 2011 tarihinde yazmışım...

".....Onunla geçen anıları, yaza yaza bitirmek mümkün değil.

Son iki gündür birlikte olduğumuz arkadaşlarla hep bu anıları konuştuk.

Öyle anılar ki yazılsa kitaplar serisi çıkar.

Kimi güldüren, kimi güldürürken düşündüren anılar…

Dün bir araya geldiğimiz arkadaş grubu içinde şu fikir oluştu:

“Behiç abiye sağlığında vefa gösteremedik bari ölümünden sonra gösterelim. Onunla ilgili tüm anılarımızı derleyip toplayarak kitaplaştıralım. Yeni nesil meslektaşlara çok katkı sağlayacak bir eser olacağı şüphesiz...”

Aldığımız kararlardan biri de şu:

Bundan böyle her ayın ilk Çarşamba günü buluşuyoruz.

Çağrımız tüm Behiç Kılıç ekibine tabi.

Bundan böyle geleneksel hale getireceğimiz buluşmalarımız olacak.

“Hayatım…” dolu anıları paylaşmak için…

***

Behiç abi, onu uğurlarken hepimizi yine bir araya getirdi.

“Son Havadis”çiler oradaydı

“Sabah”çılar oradaydı…

“Günaydın”cılar oradaydı...

“Meydan”cılar oradaydı…

“Bugün”cüler oradaydı…

“Akşam”cılar oradaydı…

“HBB”ciler oradaydı…

“Öncü”ler oradaydı…

“Yeniçağ”cılar oradaydı…

***

Hürriyet, Milliyet, Vatan, Güneş, Cumhuriyet, A.A, Zaman, Bir Gün, Dünya, Radikal, Star, Takvim, Türkiye, Yeni Şafak, Milli Gazete, Vakit, Fotomaç, Fanatik’çiler oradaydı…

Kanal D, ATV, CNN Türk, NTV, Show Tv, Fox Tv, Star Tv, Samanyolu, Flash Tv, Haber Türk, Ulusal Kanal, Olay Tv, Cine 5, CNBC-e, Digitürk, Kanal 7, Kanal A, Meltem Tv, TGRT, TV8, TRT’ciler oradaydı…

***

Sadece basın camiası değil, siyasetçisinden iş adamına, öğrenciden ev hanımına, tanıyanı tanımayanı binlerce insan o gün Ataköy 5. kısımdaki cami de bir araya geldi.

Hakları olsun olmasın, hepsi “helallik” diledi, haklarını helal etti…

***

“Yoklar”da vardı aslında orada.

Behiç abinin binlerce iyiliğinin dokunduğunu bildiğimiz o ‘yoklar’ın kulakları, gün boyu çınlamıştır muhakkak.

Behiç abinin, o meşhur küfürleri ile andık onları da.

Adlarını anmaya bile değmezler.

Onlar kendilerini bilir…

“Hayatım sırası mı şimdi?” dediğini duydum Behiç abi.

Sırası abi tam sırası…"

***

Yukarıdaki yazıyı; Behiç Kılıç’ın vefat ettiği 21 Haziran 2011 tarihinden iki gün sonra yazıp paylaşmıştım.

Ölümünden birkaç gün sonra evinde bir araya geldiğimiz arkadaş grubu ile yapmayı planladığımız işleri kaleme aldığım bölümü buraya bir daha alıyorum…

***

"Onunla geçen anıları, yaza yaza bitirmek mümkün değil. Son iki gündür birlikte olduğumuz arkadaşlarla hep bu anıları konuştuk.

Öyle anılar ki yazılsa kitaplar serisi çıkar.

Kimi güldüren, kimi güldürürken düşündüren anılar.

Dün bir araya geldiğimiz arkadaş grubu içinde şu fikir oluştu: Behiç abiye sağlığında vefa gösteremedik bari ölümünden sonra gösterelim. Onunla ilgili tüm anılarımızı derleyip toplayarak kitaplaştıracağız. Yeni nesil meslektaşlara çok katkı sağlayacak bir eser olacaktır şüphesiz...

Aldığımız kararlardan biri de şu: Bundan böyle her ayın ilk Çarşamba günü buluşuyoruz… Çağrımız tüm Behiç Kılıç ekibine tabi. Bundan böyle geleneksel hale getireceğimiz buluşmalarımız olacak.

“Hayatım…” dolu anıları paylaşmak için…"

***

Peki, sonra neler oldu…

***

Vefatının 7. gününde evinde toplandığımızda biraz kalabalıktık.

40. gününde, 7. gün kalabalığının yarısı kadar vardık.

Seneyi devriyesinde mezarı başındaki anmada ailesi ile birlikte beş, altı arkadaş vardık.

Sonraki ikinci, üçüncü yılda arkadaş sayımız üçe, dörde düştü.

Daha sonraki yıllarda bu sayı iki veya üçü geçmedi.

Tabii ki eşi Peyman abla, kızı Pınar ve bir iki aile yakını daha…

Yani, Behiç Kılıç'ın vefat ettiği günün ardından bazı arkadaşların sıcağı sıcağına dile getirdiği "vefamızı gösterelim" söylemi maalesef hiç gerçekleşmedi...

***

Behiç Kılıç’ın ölüm yıl dönümü yine yaklaşıyor.

Son üç yıldır İstanbul dışına taşındığım için, 21 Haziran günü Maalesef ben de Silivri Mezarlığında bulunan kabri başında olamıyorum.

Eşi Peyman abla ve kızı Pınar’ı yalınız bıraktığım için çok üzgünüm.

Ama bir çağrım var.

Hiç olmasa bu yıl, İstanbul’da bulunan birkaç arkadaş gidip anma törenine katılabilir.

Eşi ve kızı da yalnız kalmamış olur

Yapacakları dua en büyük iyiliktir Behiç Kılıç’a.

Bunu bilsinler yeter…