Kalbinizin bir tarafında kalmış olan bugünü hatırlayalım istedim. Belki de yıllar önce çocukken tuttuğumuz bir dileğin gerçekleşip gerçekleşmediğini biraz eskilere giderek zihnimizi zorlayarak, Belki de o zamanlarda olmayan bir dileğiniz hatırlanmayı bekliyordur. Tıpkı toz tutmuş bir sandıktan yâda bir kitap arasından yâda bir resim sayfasından çıkmayı bekliyordur ne dersiniz Hıdrellez yaklaştıkça bir sevinç kaplar içimi . Yıllarca kutladığımız geceden dilekler tutarız gülün etrafına doluşarak. Sabah erken kalkılır gün doğmadan dilekler güllerin altından alınır, mutlak bir akarsu olması lazım dualarla denize atılır . Sonra hazırladığımız para cüzdanımızda yerini alır. Yıllarca ben tamda anlamını bilmediğim bu günü araştırmak istedim. Sonra neden kutlamalar mutlaka tepelerde olur kısaca anlatmam gerekirse bugün, Hıdrellez bütün Türk dünyasında kutlanılan mevsimlik bayramlarımızdan biridir. Bir rivayete göre; Denizlerin ermişi İlyas ile karaların ermişi Hızır’ın buluşacağı gecedir. Her yıl vakti geldiğinde buluşurlar. Yine rivayetlere göre; Her yıl Mayıs’ın 5’ni 6’ya bağlayan gece dünyanın bir yerinde buluşurlar. Onların buluştukları yer bahar farklıdır. Çiçekler daha bol,daha büyük olurlar.

Gökyüzü daha başka bir mavi olur. İnekler bol süt verir. İnsanlar ölmez. Kurt kuş ölmez.. O gece,buluşmanın olduğu gece biri mağripten biri maşrıktan iki yıldız doğar. İlyas’ın buluştuğu yerin tepesine kayarak gelirler,ve orada birleşirler. işte bu yüzden hızır ile ilyas birleşip hıdrellez adını almış, bu kadar detaylı bilmiyordum doğrusu; Ama yine nerde diyorum eski bizim zamanımızın hıdrellesleri. Akşam hevesle beklenir elimizde kağıt kalem neler yapar çizeriz kağıtlar. Ben Londra mahallesindeyim bekliyorum akşam olmasını Bir an önce. dileklerimi hazırladım. Elimde kibrit çöpleri ev yapacağım araba yapacağım, iyi bir meslek sahibi olayım okullarımı başarı ile tamamlıyayım diye dua edeceğim, yağmur yağardı hatırlıyorumda ama olsun yine de çok güzeldi. Beklerken kapı çalar komşu teyzelerim geldi. Anneme Fatoş hadi diye sesleniyorlar ben annemden önce fırlıyorum kapıya. Etrafımız zaten gül cenneti her evin bahçesinde var mutlaka. Yine de gül kapma yarışımız var koşuyorum En güzel açan gülün dibine elimde dileklerim ama ne gırgır şamata nasılda şen kahkalar var her bir gülün altında Canım Nurten teyzem Hülya düzgün çiz evi sonra yarım yamalak olur evin diyor ben çaba içerisinde. Çocukça hayal ediyorum kırmızı panjurlu pembe boyalı bahçesi olan bir evimiz olsun diye. İçinden şen kahkahalar yükselsin. Ben hep babamın kucağında ona sarılan hiç büyümeyen bir çocuk. Annem olsun abim kardeşim olsun yanımda. Ben hiç evlenmeyeceğim baba diyorum büyüsemde hep sana bakacam bunlar aklıma geliyor. Annelerimizin de dilekleri çok güle oynuya yağmur altında tutulan dileklerden sonra sabah ezan okunmadan diyor annemler güllerin altından alınacak dilekler, Bereket olsun diye erzakların kapakları açılıyor cüzdanlar açılıyor, Yemekler yapılıyor geceden. Annemler konuşuyorlar evlere çekilmeden işbirliği içinde kimi dolma yapacak kimi börek, salata, Kuru köfte,Poğaça, Kek. Daha ne yemekler, ooo diyorum yarın yine ziyafet eğlence var bize, gece uyumakta zorluk çekiyorum heyecandan. Camdan dışarıyı seyrediyorum yatağımdan yıldızları izliyorum saymaya çalışarak. Bir yandan da dileğimin olduğu gül ağacında gözüm.

Nihayet sabah olmuştur. Kimseler uyanmadan dileğimi alıyorum gül ağacından, koynumda uyuyakalıyorum. Evimizi mis gibi kokular sarmış sadece evimizi mi? Bütün evlerden aynı koku geliyor. Öğlen olmuştur artık annelerimiz günler öncesinden diktikleri bir örnek Sümerbank basmasından yapılan elbiseleri ile bahar gibidirler adeta. Yemekler sepette elimizde örtüler küçük tüpler toplar salıncaklar ip atlıyacağız. Güle oynaya çıkıyoruz meşhur tepemize Etraf yemyeşil, sümbüllerin hoş kokuları geliyor burnuma, yabani menekşeler açmış rengârenk, her taraf bir gelincik tarlası kıpkırmızı çocuklar koşuyoruz ezmemeye çalışarak, resimler çekiliyor siyah beyaz. Nihayet tepedeyiz Ben arkadaşlarımla oyuna daldım iyice zaten hanım bir kız hiç olamadım çocukken erkek arkadaşlarımın yanında bilumum erkek oyunlarını oynamak derdindeyim, Babalarımızın sesi geliyor nihayet saat 16 olmuştur. Vardiya bitmiş babalarımız görünmüştür artık, bundan sonrası tam bir eğlence kocaman ateş yakılır üstünden atlanır yemekler hazırlanır, çaylar demlenir. Babalarımızın yaptığı uçurtmaları uçuruyoruz gökyüzüne bakarak, kim bilir ne hayaller kuruyoruz bu anlarda. Sonra tavla sesi geliyor kulağıma babacım tavla oynuyor meftun amcamla, diğer amcalarımda büyük bir yarış halindeler. Küçük tüplerde demlenen çaylar içiliyor bir yandan. Annelerimize bakıyorum ellerinde el işleri koyu bir sohbete dalmışlardır zevk ve mutluluk içinde Artık gün ağarmaya başlamıştır, Eve dönüş vakti gelmiştir Anlayacağınız şahane unutulmayan bir gün olmuştur. Seneye aynı neşe içinde kutlanması dilekleri ile evlerimize çekildik.

Ben geçirdiğim günün halen daha hayali ile uykuya daldım. Tıpkı eski bayramları özlediğimiz gibi hıdrelleside özlüyoruz değil mi Hıdrellez tabiat ve insanları buluşturan bir araya getiren yüzyıllardır devam eden ama her şeyde olduğu gibi unutulmaya başlıya bir geleneğimiz bizim. Şimdi diyorum ki o zamanlar her konuda ama maddi manevi her şeyimiz kısıtlı imiş. Bizlerin yürekleri umut beklentisi ile doluyken Bakıyorumda evlatlarımız teknolojinin içinde boşluğa düşüyorlar. Her şey ellerinin altında olduğu için dilekleri umutları bile yok. Bir boşluğun içinde yüzüyor bu yüzdendir ki anlatmamamız öğretmemiz gerek yavrularımız tıpkı bize öğretildiği gibi Peki, o zaman niye eskiye özlemimiz Acaba bu kadar kalabalıkta kaybolduğumuz yâda öyle hissettiğimiz içinmi. Yâda hayat gayelesine dalıp ta üstünü örttüğümüz hayallerin ortaya çıkmasından mı her durumda iyili hatırlıyoruz hatırlatıyoruz Bu hıdrelleste de tüm ama tümm dileklerinizin dualarınızın kabul olması dileğimle..