Bilindiği gibi Sait Faik, Sabahattin Âli ve Sadri Ertem gibi ünlü hikâyecilerin çağdaşıydı. Edebiyatta güçlülük, kendinden daha güçlü kalemlerle boy ölçüşebilmektir. Başka bir söyleyişle, kendinden güçsüz kalemlerle boy ölçüşmek, güçlülük göstergesi olmaz. Sait Faik, Sadri Ertem’i bir hoca gibi görür, onu saygı içinde dinlerdi. Ama Sabahattin Âli’ye karşı düşünceleri günü gününe uymazdı. Kimi zaman ondan övgüyle söz eder; kimileyin de aleyhinde konuşurdu. Dönemin genç şairi Cahit Irgat, hem hocası Sabahattin Ali’ye hayrandı; hem de Sait Faik’in hikâyelerini pek beğenirdi. Irgat bir gün, bu iki yazarın hikâyeleri hakkında konuşurken şöyle bir benzetme yaptı: “Sabahattin Ali’nin hikâyeleri, insanı çabuk doyuran baklava lezzetindedir. Sait Faik’in hikâyeleriyse tadına doyulmaz komposto lezzetinde.” Bu benzetmeyi pek beğenen Sait Faik, genç şairi coşkuyla kutladı: “Aferin ulan!” dedi. “Bundan daha tatlı bir benzetme olamazdı!”

AKSARAY

İstanbul’un en işlek ve en eski semtlerinden biridir. Semtin adı, 1470 yılında Fatih’in buyruğuyla Aksaray’dan getirilen bazı önemli ailelerin bu semte yerleştirilmesinden sonra Aksaray olarak söylenegelmiştir. Yine Fatih döneminde burada Yeniçeri bölükleri için “Yeni Odalar” adıyla kışla yapıldığı bilinir. Bu alanda, Yeniçeri bölüklerinin salhanelerden gelen etleri dağıtılırdı. O nedenle, semtin bir adı da, “meydan-ı lahim” yani Etmeydanı idi. Yeniçeri ocağının bozulma döneminde, kimi Yeniçeriler bu Etmeyda’nında, at sırtında et satarlardı. Kendilerine göre de bir inançları vardı: Sırtında et yüklü atların önünden geçilmesini uğursuzluk sayar, bilmeden geçenleri döver, hatta öldürürlerdi. Ayaklandıkları zaman, bölük kazanlarını alıp Laleli, Beyazıt, Divanyolu’nu geçer, Atmeydanı’na taşırlardı. Bu eylemin adı, bilindiği gibi, kazan kaldırmaydı. Ne hikmetse, Cumhuriyet döneminde aynı yolun adı Yeniçeriler Caddesi yapılmıştır. Rastlantıya bakınız ki, Yeniçerilerin katlettiği Padişah III. Selim ile, Yeniçeri ocağını ortadan kaldıran II. Mahmud’un türbesi de Yeniçeriler Caddesi üzerinde bulunmaktadır. Sanki onlara nispet yaparcasına...

Bugün Aksaray Alanı’nın en önemli tarihi yapısı, Vatan Caddesi girişindeki Muratpaşa Camii ile II. Mahmud’un annesi için yaptırdığı “Valide Camii”dir. Alan, cumhuriyet döneminde birçok kez düzenlenip değiştirilmiş; en son yetmişli yılların başında bir kapalıçarşı ve üst geçit yaptırılmıştır. Kaldırımlardan taşan insan kalabalığı yanında sakil bir araç trafiği, adeta semtin bir özelliği olmuştur. Yirminci yüzyılın başında Aksaray’da oturan Tevfik Fikret’in, “Aksaray çok kalabalık oldu artık bu semtte oturulmaz!” diyerek Rumelihisarı’na taşınması bilinen olaydır. Seksenli yıllarda Muzaffer Buyrukçu ile Aksaray, Laleli arasında dolaştığımız bir gün, kırklı ve ellili yıllarda buralarda İstanbul’un seçkin ailelerinin, tanınmış kişilerin oturduğunu anlatmıştı.