Bu aslında ilk değil, sanıyorum sonda olmayacak. Malatya’nın kaderinde bu var. İyi giden ne olursa olsun bir şekilde fazla uzun sürmüyor.

2001 yılında tekrar süper lige çıkan Malatyaspor’un macerası UEFA kupasına kadar uzanıyor fakat hop bir anda alaşağı oluyor. Hâlbuki her şey güllük gülistanlık iken bir anda tepetaklak olması sadece Malatya’ya has bir durum. Tamamen aynı süreci Yeni Malatyasporun da yaşaması bu işin yönetimsel ve parasal olmadığının göstergesidir. Başarısızlığa etken bulmak çok kolay ve basit bir kaçış yoludur. Örneğin bugünlerde bazı ajanslarda İBB Başkanının Malatya futbolu için sarf ettiği cümlelerden sonra sıkıntıların başlandığı söylendi. Bu tür varyasyonlar sıkıntıyı çözmek yerine daha farklı sıkıntılar ortaya çıkarır.

Neden oluyor, niçin oluyor. Malatya’nın son 20 yılda iki defa UEFA görüp, aynı sayıda iki defa küme düşmesi çok manidar. Başarı yakalanmışken daha üst seviyelere çıkılması gerekirken aksine daha alt seviyelere düşmesi Fizik kurallarına bile aykırıdır.

Tek sorun ne biliyormusunuz? BİRLİK ve BERABERLİK olmaması. Herkes bir başkan, herkes bir hoca, herkes bir futbolcu maşallah herkes bir taraftar… Ve siyasilerimiz futbolu kendi kişisel çıkar ve menfaatlerine yormaya devam etmesi bize en büyük zarardır. Biz taraftarlar tribün içerisinde siyasi görüş fark etmeksizin omuz omuza takımımıza destek veriyorsak onlarda bizlerin duygu ve düşüncelerini örnek almalılar.

Serdar kaplan