Bir gün Yaşar Kemal Bakırköy Savcılığı'nca ifadeye çağrıldı.

Çağrıyı alan Yaşar Kemal, ertesi gün Savcı'nın karşısındaydı. Ama neyle suçlandığını, hangi konuda ifadesi alınacaktı, bilmiyordu.

Mesleğinde saçlarını ağartmış olan Savcı, içeri aldı ünlü yazarı. Karşısında oturması için ona yer gösterdi.

Yaşar ustanın, biraz kaygılı ve kuşkucu hali Savcı Bey'in gözünden kaçmamıştı.

Yaşar Kemal sordu: "Beni neyle suçluyorsunuz Savcı Bey?"

Aslında Savcı'nın ona isnat edeceği bir suç işlenmemişti. Ama Ankara'dan gelen talimat üzerine, bu görevi yerine getiriyordu.

Üstadı rahatlatmak için, yumuşak bir ses tonuyla:

"Durun," dedi. "Önce ben size bir fıkra anlatayım. Siz ona göre, neyle suçlandığınızı anlayın..."

Yaşar Kemal, merakla Savcı'yı dinlemeye koyuldu.

"Vaktiyle, Osmanlı payitahtından Diyarbakır'a bir vali gönderilmiş. Bu vali göreve gelir gelmez, suçlu suçsuz ayırmaksızın insanları asıp kesmeye başlamış... Vilayet halkına zulüm ediyormuş. Vali hakkında şikâyetler başlamış. Bu şikâyetler, padişahın kulağına kadar ulaşmış... Valinin uygulamalarını teftiş için birini göndermiş padişah. Müfettiş, Diyarbakırlılar arasında dolaşmış, şikâyetleri yerinde dinlemiş. Sonra valiyi karşısına alıp öğüt vermiş. Kanunları, emirleri çiğnemeyen insanlara kafasına göre ceza veremeyeceğini söylemiş. Bir daha hakkında şikâyet olursa, padişahın, kendisini cezalandıracağını belirtmiş.

"Aradan bir süre geçmiş... Vali yine keyfine göre insanları cezalandırmaya başlamış. Şikâyetler padişaha ulaştırılmış.

Diyarbakır'a gelen müfettiş paşa, bakmış ki kentin surlarından üç kişi asılmış sallanıyor ipin ucunda!

"Derhal valinin yanına gidip bu asılan kişilerin suçlarının ne olduğunu sormuş.

"Vali, ölüm cezasına çarptırılan kişilerin, rüyasında kendisine tecavüz ettiklerini söylemiş..."

Savcı Hüsnü Saydut, bu fıkrayı anlattıktan sonra, usulen Yaşar Kemal'in ifadesini kâğıda geçirdi ve takipsizlik kararıyla dosyayı kapattı.

Talimatı gönderen Ankara, Yaşar Kemal'in basında çıkan bir açıklamasından rahatsız olmuştu. Tıpkı Osmanlının Diyarbakır valisi gibi. O açıklamada üstat, kitaplığında Komünist Manifesto bulunduğunu ve zaman zaman açıp okuduğunu söylüyordu.

(Bakırköy Savcısı, karikatürist Akdağ Saydut'un babasıydı.)