Göbeğine masaj yapma sırası onundu.

Keyfine diyecek olmazdı.

Gözlerini kapatır, Gülnur'un dokunuşlarına göre bir sağa bir sola döner, tekrar sırt üstü uzanır mest olurdu.

***

Bazen evden giderdik.

Hissederdi gideceğimizi.

Sırtını döner, küserdi.

Araba hareket etmeden seslenirdik ona.

Yattığı yerden başını hafifçe çevirir mahzun mahzun bakardı ardımızdan.

Dönüşümüzde sevincini görmek lazımdı.

Yüzünde gülücükler çiçek açardı.

Kucağımıza, sırtımıza atlar, amuda kalkar patilerini avucumuza verirdi.

O kadar çok anısı var ki Fifi'nin, hangisini anlatayım ki..

***

Fifi artık yok.

Üç arkadaşı ile birlikte iki ayaklı bir cani hayvan tarafından zehirlendi.

Arkadaşlarından birinin cansız bedeni yeni doğurduğu beş yavrusuna kavuşmadan elli metre ileride bulundu.

Bir diğeri, kuytu bir derede.

"Akıllı köpekler, ölülerini sahiplerine göstermez" derler.

Öyle oldu.

İki gündür Fifi'nin ölüsünü bile bulamadık.

Ben bugün yine ormandaydım.

Dere, tepe, her çalı altında Fifi'nin cansız bedenini aradım.

Bulamadım...

Özel havlusu, şampuanı, tarağı, yemek kabı ve ton balıklı, sığır etli mamaları kaldı yadigar.

Birde hiç unutulmayacak anıları... 🙁

***

Yazımı, Ekrem Özkan arkadaşımın, bir önceki paylaşımıma yaptığı yorumla bitirmek istiyorum.

"AĞZINDA KÖPÜK GÖZÜNDE YAŞLA GİTTİ.

Bir lokma ekmek ararken bir insan çıktı karşısına.

İnsan ekmek uzattı.

Hatta belki tavuk da getirmişti.

O kadar mutlu oldu ki, iyi yürekli biri karnını doyuracaktı.

Yerken mahcuptu, yemeği getirene, minnet duydu.

Doyacaktı, doymak ne kadar güzel bir histi.

Son lokması olduğunu bilmeden, kaldırdı kafasını baktı insana.

Neden zehirlenmek istendiğini anlamadan baktı insana.

Ağzı var dili yok.

Sessizce, ağzında köpük gözünde yaşla gitti bu zalim dünyadan.

Belki tek şeyi merak etti.

Ben sana ne yaptım da zehirledin beni?"