Bir haber okudum. Yıllardır oynanan bu oyunumuzu turistlere de tanıtmak için Alanya’daki bir otelin animasyon şefi “Turkish Baseball” adını verdiği bizim sülüdeğnek oyunumuzu turistlere de oynatmış. Büyük ilgi görmüş. Beyzbol oyununun atasının sülü-değnek olduğunu iddia eden animasyon şefi , oyunu oynayan turistlerin de aynı görüşte olduklarını ifade etmiş. Otel bahçesinde bir araya gelen onlarca turist ellerine aldıkları sopa ile sülü-değnek oynamışlar. Oldukça eğlenen turistler, kendi ülkelerinde de bu oyununu oynayacaklarını söylemişler. Tekrar dönelim biz hayfene kurma oyununa. Oğlanlar sülü-değnek oynarken kızlar da kurdukları salıncakta sanki uçarcasına sallanır, ayakları diğer ağaçların boyuna çıkardı. Bazen de aynı salıncakta iki kişi karşılıklı olarak ayakta sallanır, hızlandıkça adete birbirlerini uçururlardı. Başka oyunlar da oynanırdı. En çok oynananlar arasında beş taşı oyununu da sayabiliriz. Beş taş oyunu iki kişi ve beş yuvarlak taşla oynanırdı. Beş aşamalı bir oyundur. Birler: Taşlar serbest yere bırakılır. Ebe yerdeki taşlardan uygun olanını seçer. Seçtiği taşı havaya atar. Her attığında yerden bir taş alıp attığı taşı tutması gerekir. Yerdeki taş bitinceye kadar işlem devam eder. Tutamaz veya yerden alacağı taşın dışında diğer bir taşa da dokunursa yanar oynama hakkı arkadaşına geçer. İkiler: Taşlar yere bırakılır. Taşların içinden uygun olanı alınır. Alınan taş havaya atılarak, her atışta yerden iki taş alınmaya çalışılır. Üçler: Taşlar yere atılır. Bu kez taşın biri tek olarak alınır, kalan üçü de tek seferde alınmaya çalışılır. Dörtler: Taşlardan uygun olan bir tanesi havaya atılır. Yerde kalan dört taş bir seferde alınmaya çalışılır. Dedeler: Taşlar yere atılır. Başparmak ve şahadet parmağı arası açılarak bir kale görüntüsü vermeye çalışılır.

Oyuncu yerden bir tane uygun taşı eline alır. Rakip oyuncu en son parmağın arasından geçecek taşı seçer. Bu taş diğer taşların parmaklar arasında geçirilmesine engel olacak taştır. Oyuncu eline aldığı taşı havaya atar. Havaya attığı esnada yerdeki taşı kaleden geçirmeye çalışır. Bunun için iki hakkı vardır. Birinci seferde taşı düzeltir. İkinci seferde taşı parmakları arasından geçirir. Eğer bu esnada taşı başka bir taşa çarptırır veya havaya attığı taşı yakalayamazsa yanar. Sonunda oyunun fi nal bölümüne geçilir. Taşların tamamı avcunun içinde hafi fçe yukarı atılır ve avucun tersiyle taşlar tutulmaya çalışılır. Avucunun tersinde en çok taş kalan oyuncu oyunu kazanır. Şimdi gelelim anlatacağım son oyuna. “Bahar, gelincik, yenice, harman” bu isimler size neyi anımsatır? Bilemediniz mi? Haydi biraz daha ipucu vereyim. “ Sipahi, kulüp” Daha fazlada ipucu veremiyorum çünkü diğer isimleri ben de unuttum. Gene de bu kadar ipucuyla bilemediyseniz yanıtını ben vereyim. Bunlar bir zamanların sigara markalarıydı. Kare şeklinde ve üzeri resimli kutularda satılan bu sigaraların, bizi ilgilendiren yönü kutu kapaklarıydı. Boş kutuları sokaktan toplar, resimli kapaklarını keser ve bunlarla oyun oynardık. Her sigara kutusunun kendine göre bir sayı değeri vardı.

Az bulunan kapaklar daha değerliydi. Örneğin yenice 25, bahar 50 ise, sipahi 100’dü. Sigara kapağı oyunu için herkes önceden bir “Harrik” (eski ayakkabı) hazırlar, zeminde iyi kaysın diye topuğunu da sökerdi. Yere, bir metre çapında bir daire çizilirdi. İki kişiyle oynanan bu oyunda dairenin içerisine, her oyuncu kararlaştırılan değerde sigara kutu kapağını koyardı. Sonra bu daireye 7 adım uzaklığa bir çizgi çizilerek, oyun aleti olan “Harrik”i, dairenin önünde durarak çizgiye doğru atıp oyuna kimin başlayacağına karar verilirdi. Çizgiye en yakın atan oyuna başlardı. Harrik çizgi üzerinde kalmışsa o oyuncu yanmış sayılırdı. Şayet çizginin hemen yanında sadece bir ucu çizgiye temas ediyorsa “Su içiyi” denir ve ilk atış sırasını da o kazanırdı. Atışı yapan, çizgide durarak harriki daire içerisindeki sigara kapaklarına fırlatır ve daire dışına çıkardıklarını kazanmış olurdu. İyi nişan alıp, daire içerisinden çok kutu kapağı çıkaran, bunları sevinçle destelerdi. Kaybeden şanssız gününde olduğunu söyleyerek kendini sonraki oyuna hazırlardı. Hayfene kurma pikniğinde oynadığımız çocuk oyunlarının şimdilik bu kadarını yazıyorum. Bu oyunlarını yazarken, çocukluk günlerime dönüp sanki yeniden oynar gibi oldum. Umarım sizler de çocukluk anılarınızı tekrar yaşamışsınızdır.