Üç seneden beri memleketim Malatya’ya gelmiyordum değil gelemiyordum. Batman TPAO daki Malatya’ya yaptığım resmi ziyaretlerimde her zaman Aksoğanoğullarının Büyük Otelinde kalırdım. Arkadaşlarımı da oraya yönlendirirdim. Bu gelişimizde eşim ile Pandeminin de etkisi ile Teze Caminin karşısındaki Büyük otelde yerimizi ayırdık. Hem merkeze yakındı hem de bildik bir oteldi. Bu otel 
Aksoğanoğullarının hanının yerine yapılmıştır. Bu han iki 
katlı idi ve kerpiçten yapılmıştı. Önünde kantarmalı büyük bir kapı vardı. Ortasında büyük bir taş havuz, üst katında ise ikamet etmek için odalar ve alt kat ise hayvanlara tahsis edilmişti. Bizim zamanımızda hayvanlar yoktu ama han daha yıkılmamıştı. O havuzdan kaynak suyu çıkardı. O kaynak suyunu Diğer yerlerde olduğu (Waikikinın yeri  ve Kernek yeri  v.s.)lağıma vermemişler, kaybetmemişler, otelde kullanma suyu olarak kullanılıyormuş. Otobüs seferlerinin başladığı zamanlarda Zafer otobüsler bu handan kalkarlardı. . Bu rada otel elemanlarından bahsetmem lazım. Resepsiyondakilerin en büyük hatası ne zaman çıkacaksınız sorusudur. Hizmetlilerin maşallahı var hele Hakan’ı çok sevdik. Çok çalışkan ve cana yakıni üstelik şakacı. Nerelisin sorusuna verdiği cevap çok güzeldi. Cevabı şu “ŞEYTAN DERELİYİM”
Çarşıyı gezdim. Dedemden kalan ve dayılarımın müşterek kullandığı dükkanı fotoğrafladım. Orası kuruyemişçi olmuş.
Yeğenim Olcay bizi Hacıbaba Lokantasına akşam yemeğine davet etti. En çok sevdiğim balcanlı tava istedim. Doğrusunu söylemek gerekirse eski lezzeti bulamadım.
Burada ancak birkaç gün kalabildik. Ablam yeri göğü inletti, buraya geleceksiniz diye. Ne yapalım emir demiri keser  Biz de vardık ablamın evine.
Malatya’nın sokaklarının özellikle merkezin giriş çıkışlarının değiştirildiğini tek yöne dönüştürüldüğünü biliyordum. Eskiden olsa idi şıp diye otelin önüne gelirdim.  Şimdi Navigasyon kullanıyorum. Navigasyon beni Otelin önüne doğru Halep Caddesinden Emeksiz Caddesinin alt başından soktu. Yolun sağında arabalar, babalar. Taş babalar naylon babalar var. Bir araçtan fazla geçecek yer yok. Vakit akşama doğru, Otele yüz metre kadar bir mesafe var. Otel tarafından araba sürüsü sökün etti.  Bir kuytuya kendimi zor attım, gelen geçiyor. Ne ise bir fırsatını buldum otelin önüne kadar geldim. Ne göreyim karşı yönden gelen araçlar ters giriş yapmışlar. Madem tek yön yaptınız, o zaman kontrolünü de yapın derim. 
Cumartesi güne sabah saatlerinde bakırcılar çarşısını ve merkez hali gezip biraz alışveriş yapalım dedik. Teze caminin karşısında yüncülerin önünde bir yer bulduk. Dolaştık alışverişlerimizi yaptık, arabanın direksiyonunu oturdum. Aşağıdan çıkış yapacağım. O da ne oynar bariyerlerle yolu kapatmışlar. Geldiğimiz yerleri de kapatmışlar.Bir araç sığabilen yerden dönüş yapmak ta kolay değil. Geldiğimiz yerden çıkalım dedik, orada kapalı.  İleri geri derken halin önünden bakırcılar çarşısına doğru gittik. Hemşerim buralara kapalı demez mi.? Kare bulmacalar gibi kendimi fare kapanında hissettim. Ne ise bir yol varmış oradan çıktık da kurtulduk. Kapalı yolları ve tek yönlü yolları çok gördük. Bu alanları araç trafiğine  ya tamamen kapatırsınız ya da zaptı rap altına alırsınız. Tez elden yetkili makamların o taş bariyerleri ve diğer engelleri kaldırmaları gerek. Bir kamera sistemi ceza vererek işi çözersiniz. Ters yönden gidenlere de ceza kaçınılmaz. Bir araya gelin bu karmaşaya bir son verin derim.
Bakırcılar Çarşısını gezerken çok üzüldük. Tüm bakır eşyalar ya Kahraman Maraş’tan, yada Gaziantep’ten geliyormuş, yerli üretim bitmiş, suyunu çekmiş.Yani Bakırcılar Çarşısı anlamını yitirmiş.Bizim zamanımızda bakırcılar çarşısında çekiç sesinden kulaklarımızın zarı patlardı..    İlk günü otelde geçirdik. Otelin karşısında bizim Belediye hamamı dediğimiz, şimdi İsminin “TARİHİ ÇARŞI HAMAMI” denilen yeri, arkasından Teze Camiyi ve arkasından da Söğütlü Camiyi, arkasından da Waikiki nin resmini çektim. Waikikinin binası hem teze Caminin minaresini hem de Süğütlü Caminin minaresini geçmiş. Ah keşke Şirket han restore edilse, havuzundan da su çıksa dedim, bir ah çektim derinden.