Canan Karatay, Show TV'de, bademle fındıkla beslenmenin yararını anlatırken, bu türküyü Atatürk'e, Safiye Ayla'nın söylediğini de sözlerinin arasına sıkıştırıyor.

Doğru söylüyor Karatay Hoca. Bu türkünün ilk çıktığı günlerde, Atatürk Dolmabahçe Sarayı'ndaydı. O akşam Safiye Ayla da çağrılmıştı sofraya. Ayla'nın, Gazi için söylediği türküler arasında "Sarı kurdelem sarı" türküsü de vardı.

Gazi Paşa ilk kez dinlediği bu türküyü sevmişti, ama daha önce hiç duymamıştı.

"Bu türküyü bilmiyordum," dedi Safiye Ayla'ya.

Safiye Ayla: "Paşam, yeni çıktı bu türkü. Fahri adında bir genç söylüyor," diye açıkladı.

Atatürk: "Çağırın gelsin, bize de söylesin!" dedi.

İstanbul Valisi, polise emir verdi, "Malatyalı Fahri" adıyla bilinen sanatçı derhal bulunup Dolmabahçe'ye davet edilecekti.

O sırada, Cağaloğlu'nda bir pansiyonda kalıyordu Fahri Kayahan. Pansiyonun kapısına motosikletli bir polis dayandı:

"Fahri Kayahan sen misin?"

"Evet, benim."

"Bin!" dedi polis, başka bir açıklama yapmadı.

"Nereye gidiyoruz?" diye soracak oldu genç adam.

"Hadise mahalline!" demez mi? Polisin şakası da kendine göreydi.

Fahri motosikletin selesinde beti benzi uçarak gitti. Bir iftiraya uğradığını düşünüyor, ama sesini çıkarmıyordu. Yol boyunca içinden alıp verdi.

Dolmabahçe Sarayı'nın kapısına geldiklerinde, polis; "Seni Gazi Paşa çağırdı" diye açıklıyordu.

Yol boyunca yaşadığı sıkıntı sevince dönüşürken, onu apar topar Atatürk'ün huzuruna çıkardılar.

Fahri, Gazi'yi görünce mutluluk içinde hemen uzanıp elini öptü.

Atatürk, sofradaki çerezleri göstererek: "Delikanlı!" diye seslendi ona. "İşte badem, işte fındık. Ne söyleyeceksen söyle."

Fahri'nin, Atatürk'ün isteğiyle o gece dört kez aynı türküyü söylediğini, Safiye Ayla anılarında anlatır.