Cemal Süreya bir gün, kendilerinde kalan kız kardeşi Ayten’in paltosunu ona götürüyordu. Kız kardeşi Ayten Zeytinburnu’nda oturuyordu o sıra. Cemal Süreya da, ilk eşi Seniha ile Vatan Caddesi’nde... Paltoyu yanına aldı. Yenikapı tren istasyonuna geldi. Zeytinburnu’nda inecek, kardeşinin evine gidecek... Kafasının içi sorunlarla doluydu o günlerde. Eşiyle sürekli gerginlik yaşanıyor, bu nedenle ayrılmayı düşünüyordu. Bu konuda kesin kararlıydı; ama ayrılınca henüz çocuk yaşta olan kızını zor görebilecekti... Kaygısı bundandı! Düşünceli, dalgın, Zeytinburnu tren istasyonunda indi ve yürüdü öyle. Kardeşinin evine geldiğinde, yanına aldığı paltoyu trende unutmuş olduğunu fark etti birden. Eli boştu! Kız kardeşi, abisinin eli boş gelişini sorun etmedi. Ama Cemal Süreya bunu telafi amacıyla kardeşine, yeni çevirdiği bir kitabı armağan etti. Kitap, Gogol’un “Palto”suydu! İçine de şöyle yazdı: “Ayten’e yeni bir Palto!”

KURTULUŞ SAVAŞI İÇİNDE AZ BİLİNEN BİR KADIN YAZAR: MÜFİDE FERİT TEK

1892 yılında İstanbul’da doğmuştu. Subay olan babası Trablusgap’a gönderilince, ilköğrenime orada başladı; ancak Trablusgarp’ta Türk okulu bulunmadığı için, İtalyan okuluna yazıldı. (Dikkat buyurunuz: Uğruna savaştığınız coğrafyada Türkçe okutulmuyor bile!) Küçük Müfide okulda İtalyanca ve Fransızca öğrendi. O tarihlerde Fizan’a sürügüne gönderilmiş olan bir grup öğrenci vardı orada. O öğrenci grubunun içindeki iki kişiyle tanıştı: Bunlardan biri, ileride evleneceği Müfit Tek; öteki kişi, görüşlerinden etkilendiği Yusuf Akçura idi. Müfide on beş yaşına geldiğinde, babası onu öğrenimini sürdürmesi için Fransa’ya gönderdi. Müfit Tek de sürgün yerinden kaçarak gizlice Fransa’ya gitmişti. İki genç, 1907 yılında evlendi. Müfide Ferit artık, kocasının koşullarını benimseyerek yaşamaya başladı: Müfit Tek, İttihat Terakki yöneticilerine muhalefet ettiği için onu Sinop’a ve Bilecik’e sürdüler. Müfide Hanım kocasıyla birlikte sürgünlere gitti. Daha sonra, Müfit Bey Kurtuluş Savaşına destek vermek amacıyla Ankara’ya gidince, Müfide Hanım yine eşinin yanındaydı. Müfit Ferit Bey, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk içişleri bakanlarından biri oldu. Daha sonra da büyükelçilik yapacaktı. Müfide Ferit, “Hâkimiyet-i Milliye” gazetesinde, Kurtuluş Savaşını destekleyen yazılar yazdı. Türk dostu Pierre Loti ile Mustafa Kemal Paşa arasındaki yazışmalarda görev aldı. Müfide Ferit, Turancılık akımının etkisinde yazdığı “Aydemir” adlı romanıyla edebiyat dünyasına adım attı. Bu romanla, Halide Edip’ten sonra Türkçülük akımını benimseyen ikinci kadın yazar oldu. “Aydemir” romanını pek benimseyen Şevket Süreya Bey, soyadı yasası çıkınca, kendine soyadı olarak bunu alacaktı. Şevket Süreya Aydemir. 1924 yılında yayımladığı “Pervaneler” romanı da edebiyatta tezli roman örnekleri arasında yer alır. Almanca olarak, Almanya’da yayımlanan “Affolunmayan Günah” ise, nedense Türkçede yayımlanmadı. Müfide Ferit Tek, 1971 yılında yaşamdan ayrıldığında yetmiş dokuz yaşındaydı. Bu yazıyı özellikle Modalılara armağan ediyorum. Hemen her gün Ferit Tek tabelasıyla karşılaşırlar, o nedenle...