Dilimizde yaygın olarak kullanılan ve merak, coşku, kaygı, sabırsızlık içinde bir olayın sonucunu beklemeyi anlatan “dokuz doğurmak” deyiminin kökeni, Çengeloğlu Tahir Paşa’ya uzanır. Tahir Paşa, II. Mahmud ve Abdülmecid dönemlerinde kaptanı derya görevinde bulunmuş bir devlet adamıydı. İstanbul’un Çengelköy semtinde otururdu.
Tahir Paşa, İzmir’de valilik yaptığı bir dönemde, kentin yaşamına çekidüzen vermek için halka karşı acımasız davranır. Önce kentin belli yerlerinde davullar çaldırarak, geceleyin sokağa çıkma yasağı koyduğunu duyurur. Bu yasağa uymayanlar cezalandırılacaktır.
Bu duyurudan sonra halk genellikle yasağa uyar; ancak uymayan dokuz kişi yakalanır. Bu kişileri toplayıp hükümet konağının önüne getirirler.
Paşa, sırayla dokuz kişiyi sorgular:
-Sen neden yasağa uymadın?
-Efendim ben tütün tiryakisiyim. İçmeden duramam. Çıkıp bir fişek ayınga alayım derken yakalandım...
Paşa, ceza olarak tütün tiryakisini astırır. 
Sıradaki kişiye sorar:
-Peki ya sen neden emrime uymadın?
Adam ezilir büzülür:
- Ben, der, uykusuzluk çekerim. Her gece bir karafaki içmeden uyuyamam! İlla ki içeceğim. Evde de içki kalmamıştı. Çıkıp içki alayım derken...
Paşa, içkiciyi de astırır...
Böyle böyle, sıra dokuzuncuya gelir. Adam, önü sıra ipe giden sekiz kişiyi izlemekten perişan durumdadır.
Tahir Paşa kükrer:
-Bre senin derdin nedir? Neden gece vakti sokağa uğradın?
Adam boynunu büker:
- Benim karım doğum yapacaktı, ebe aramak için çıktım sokağa! Ne oldu, bilmiyorum...
Tahir Paşa adamın mazeretini haklı bulur, onun canını bağışlar. Ancak adamı sıkılamaktan da kendini alamaz:
- Karına söyle, olur olmaz saatte doğurmaya kalkışmasın!
Adam canını kurtarmanın sevinciyle koşa koşa evine döner.
Kadın, ebe getirmeye gidip de gece boyunca geri dönmeyen kocasına sitemler eder:
- Hani ebe getirecektin sen? Ne kadar sorumsuzsun! Beni kendi başıma bırakıp zıkımlanmaya gittin... Bak kendi kendime doğurdum!
Ölümden dönmüş olan adam:
-Aman karıcığım sus! der. Sen bir tane doğurdun ama, ben canımı kurtarıncaya kadar dokuz doğurdum!