Mustafa Kemal, henüz askeri öğrenciyken öteki arkadaşlarından farklıydı. Sınıf arkadaşı General Asım Gündüz'ün anlatığına göre, "vatan, millet, Türklük" gibi kavramları ilk kez ondan işitmişlerdi. Namık Kemal'in tüm şiirlerini toplayıp bir deftere yazmış; arkadaşları da onun defterinden temize çekip ezberliyorlardı. Ayrıca okul dışında kimi Fransızca gazeteleri izliyor, önemli haberleri gizlice okula sokup arkadaşlarına okuyordu.

Bilindiği gibi Mustafa Kemal'in sınıf arkadaşlarından biri de General Ali Fuat Cebesoy'du.

Ali Fuat, İsmail Fazıl Paşa'nın oğluydu. Nâzım Hikmet'in de dedesi olan İsmail Fazıl Paşa Kuzguncuk'ta oturuyordu. (Doksanlı yıllarda, Nâzım'ın teyzesi Sare Hanım'ı ziyaret ettiğimizde, bu yalıyı yakından görecektim.)

İsmail Fazıl Paşa, oğlunun okul arkadaşı Mustafa Kemal'i akıllı ve terbiyeli bir genç olarak pek beğendiği için, hafta sonlarında oğluyla birlikte onun da gelmesini istiyordu.

Bu evin konuklarından biri de, İsmail Fazıl Paşa'nın arkadaşı Osman Nizamî Paşa'ydı. Nazırlık da yapmış olan Osman Nizamî Paşa, ülkenin baskıcı bir yönetim altında bulunmasından, toplumun gelişmemişliğinden yakınır, bu durumdan kurtulmanın mümkün görünmediğini söylerdi umutsuzlukla.

Mustafa Kemal Osman Nizamî Paşa'nın tanısına, saptamalarına katılmakla birlikte çözüm konusunda görüş belirtmekten çekiniyordu. Çünkü, bu kişinin Saray'la ilişkisi dolayısıyla "hafiye" olabileceği kuşkusu içindeydi. Yine de bir gün dayanamadı:

"Paşa Hazretleri," diye seslendi ona. "Garplı mânâdaki idareler de zamanla gelişmişlerdir. Bugün uyur gibi görünen milletimizin çok kabiliyeti ve cevheri vardır. Fakat bir inkılap vuku bulduğunda, bugün işbaşında olanlar yerlerini muhafaza etmeye kalkarlarsa, o vakit buyurduğunuzu kabul etmek lazım gelir. Yeni nesiller içinde her hususta itimada layık kimseler çıkacaktır."

Bu konuşmanın yapıldığı gün akşama doğru iki genç evden ayrılırken, Osman Nizamî Paşa kendisiyle vedalaşan Mustafa Kemal'e şöyle diyordu:

"Mustafa Kemal Efendi oğlum, görüyorum ki, İsmail Fazıl Paşa seni takdir etmek hususunda yanılmamış. Şimdi ben de onunla hemfikirim. Sen bizler gibi normal bir erkânıharp zabiti olarak hayata atılmayacaksın. Keskin zekân ve yüksek kabiliyetin, memleketin geleceği üzerinde müessir olacaktır! Bu sözlerimi bir kompliman olarak alma. Sende, memleketin başına gelen büyük adamların daha gençliklerinde gösterdikleri müstesna kabiliyet ve zekâ emareleri görmekteyim. İnşallah yanılmamış olurum."

Bu övgü karşısında mahcup olan Mustafa Kemal, başını önüne eğdi ve:

"Paşa Hazretleri, asla layık olmadığım iltifatı gösterdiniz!" dedi. Paşa'nın uzattığı eli saygıyla tutup öptü.