Bu, eski zamanlarda yaşanmış bir aşk hikâyesinden dilimize geçmiş bir deyimdir.

Behram adında kervan sahibi biri varmış. Behram, uzak ve ıssız yollarda kervanıyla geçerken, talana uğramış bir başka kervanla karşılaşmış. Kervancılar öldürülmüş, mallar yağmalanmış... Derken bir çocuk sesi işitmiş, bakmış ki küçük bir çocuk, ölen babasının yanında ağlıyor.

Behram çocuğu yanına alıp evine getirmiş. Adını Kamber koymuşlar. Behram'ın karısı da Kamberi bir evlat gibi benimsemiş. Kendilerinin de Arzu adlı küçük bir kızı varmış; iki çocuk bir arada büyümüşler. Birbirlerini kardeş bilmişler.

Kamber delikanlı, Arzu da albenili bir genç kız olmuş. Gel zaman git zaman Behram hastalanmış, ölmüş. Ancak Arzu, babasının hasta yattığı günlerden birinde, annesiyle babasının konuşmalarını işitmişti ki, Kamber ile kendisi gerçekte kardeş değil...

Arzu, Kamber'e kardeş olmadıklarını söyleyerek ona karşı duygularından söz etti. Kamber de bu duruma sevinerek Arzu'nun sevgisini karşılıksız bırakmadı. Gidip annelerinin elini öperek evlenmek için izin istediler.

Anneleri buna karşı çıktı; siz kardeşsiniz dedi ısrarla.

Kamber küsüp evi terk etti, dağlara çıktı; bir uçurumun kıyısından kendini aşağı bıraktı.

Ülkenin Hükümdarı da o gün yakın adamlarıyla ava çıkmıştı. Uçurumun dibinde yatan Kamber'i gördüler. Kamber ölmemişti, ama birçok yerinden kırıkları vardı.

Kamberi Saraya taşıyarak onu kendi hekimlerine tedavi ettirdi; iyileştirdi. Bu arada da Kamber'in hikâyesini öğrendi ondan...

Hükümdar adamlarını gönderip Arzu ile annesini Saraya getirtti.

Annesi, Hükümdar'ın huzurunda da, bu gençlerin kardeş olduklarını ileri sürdü.

Bunun üzerine Arzu, orada bulunan muhafızlardan birinin hançerini alarak kendine kıymak istedi.

Hükümdar gençlerin sözünün doğruluğuna inanmıştı.

Arzu ölmesin diye hemen müdahale etti Saray hekimleri. Canını kurtardılar ama çok kan kaybetmişti. Bir süre özel bakıma alındı.

Hükümdar bu arada düğün hazırlıklarına girişti. Hasta yatan Arzu'nun odasına gelerek, çabuk iyileşmesini, düğünlerini bizzat yapacağını söyledi. Arzu, Kamber'in orada bulunmadığını görünce:

"Peki ya Kamber nerede?" diye sordu.

"Kamber dışarıda. Senin ayağa kalkmanı bekliyor." dedi Hükümdar. "Kambersiz düğün olur mu hiç?"