1956 yılında, üniversite çağındaki bir bölük gencin çabalarıyla çıkarılan “a” dergisinin şair ve yazarları şu adlardan oluşuyordu: Ferit Öngören, Ülkü Tamer, Edip Cansever, Adnan Özyalçıner, Asım Bezirci, Kemal Özer, Onat Kutlar, Konur Ertop, Doğan Hızlan, Erdal Öz, Demir Özlü... Gruba Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Cemal Süreya ile Ece Ayhan da dahildi.
Edebiyat dünyasında yeni bir odak haline gelen dergiye zamanla taşradan İstanbul’a okumaya gelmiş başka gençler de eklendi. Adana’dan Yılmaz Pütün, Malatya’dan Adnan Işık, Eskişehir’den Fahrettin Cüreklibatır. Bu taşralı gençlerin üçü de hikâye yazıyordu. 
Grubu ilk terk eden Yılmaz Pütün oldu: Yönetmen Atıf Yılmaz ona, yakında başlayacağı bir filmde (Bu Vatanın Çocukları) oyunculuk önerisinde bulunmuş, o da kabul etmişti. (Film bittiğinde, ilk gösterimi için a dergisindeki edebiyatçı arkadaşlarını da davet edecekti.)
Adnan okulunu bitirip baba yurduna dönecek; tıp öğrenimi gören genç hekim Fahrettin’se yakışıklılığı nedeniyle Yeşilçam’a transfer olup hem hekimliği hem de edebiyatı unutacaktı.
EYÜP OYUNCAKLARI
Eyüp oyuncakçıları yüzyılların ötesinden gelen bir geleneği sürdürme çabasında... Orijinali yurt dışından getirilip Tahtakale atölyelerindeki plastikleri yapılan oyuncakların çocuk sağlığına ne denli zararlı olduğunu uzmanlar söylüyor. Günümüzdeki Çin yapımı oyuncakların da zararlı kimyasallar içerdiği biliniyor.
Buna karşılık Eyüp’ün geleneksel oyuncakları ağaç, toprak, deri, kumaş gibi doğal malzemeden yapılıyor. 
Yüzyıl öncesinin çocukları için oyuncak denince yalnızca yerli yapım oyuncaklar vardı. Avrupa oyuncaklar, ancak çok zengin ailelerin çocuklarının erişebileceği şeylerdi. Daha sonra Avrupa oyuncaklar Türkiye pazarına girince, Eyüp oyuncakları onlarla rekabet edemedi. Yerli yapım kayıklar, topaçlar, dolaplı arabalar, kamış düdükler, düdüklü testiler, minareler, minyatür atlı arabalar, faytonlar, masalar, sandalyeler yoksul aile çocuklarının bile ilgisini çekmez oldu. Eski tip oyuncaklar çocukların düşlerini süslemiyordu.
Yetmişli yıllara gelindiğinde, yapım atölyeleri ve satış dükkânlarıyla Eyüp’ün oyuncak sektörü can çekişiyordu. Seksenli yıllarda röportaj için gittiğimizde, son oyuncakçıyı yakalayabilmiştik.
Son yıllardaysa yerli oyuncakların kerameti yeniden keşfedildi. Ne derler? Zararın neresinden dönerseniz kârdır.